TUFANDAN ÖNCE (BEFORE THE FLOOD)

The Wolf of Wall Street, Shutter Island, Romeo and Juliet 1996 ve The Great Gatsby filmlerinin yetenekli oyuncusu, Oscar ödüllü Hollywood yıldızı Leonardo DiCaprio 2014 yılında Birleşmiş Milletler Barış Elçisi seçildikten sonra iklim değişikliği konusunda bilinçlendirmeler yapmak için görevlendiriliyor. DiCaprio’ya bu görevin verilmesi dili sivri Amerikan medyası tarafından pervasızca eleştirildikten sonra kendini işin hem bilimsel hem çevresel hem de toplumsal yönlerini anlamaya adayan DiCaprio iki yıllık bu yolculukta elde ettiği bilgileri paylaşmak ve insanlığın dikkatini çekmek için “Tufandan Önce (Before the Flood)”nin yapımcılığına girişiyor.

“Gözlerimin önüne gelen ilk görüntü, geceleri uyumaya çalışırken beşiğimin üstünde duran Dünyevi Zevkler Bahçesi tablosuydu.” diyor DiCaprio ve ekliyor “tablonun 3. kısmı olan Cehennem tasviri beni hep ürkütürdü çocukken ve cehenneme gitmemek için çabalardım. Oysa şimdi fark ediyorum da dünyamız şu an bu cehennemi yaşıyor. Nüfus patlaması, sapkınlıklar, kötülüklerin çoğalması ve havanın bozulması: iklim değişikliği.”


Tuin der Lusten (Dünyevi Zevkler Bahçesi), Hieronymus Bosch, 1503 1504
Tuin der Lusten (Dünyevi Zevkler Bahçesi), Hieronymus Bosch, 1503-1504

İklim krizi ve iklim sorunları aslında birkaç yıllık bir şey değil, 1990’lardan beri bilim insanları dünyayı bu kriz hakkında uyarmaya çalışıyor. Önceleri küresel ısınma olarak adlandırılan, ardından iklim değişikliği adını alan sorun günümüzde iklim krizi olarak ifade ediliyor. Çünkü dünya çözülmesi gittikçe zorlaşan bir krizle karşı karşıya. “Floresan ampül kullanın, suyu boşa akıtmayın.” demek yeterli değil artık diyerek bu mücadelenin zorluğuna dikkat çeken DiCaprio, Grönland’da buzul erimelerini, doğa tarihi müzelerinde nesli tükenen hayvanları, en fazla fosil yakıt tüketimi yapan Çin’de hava kirliliğini inceliyor.

Aynı zamanda küresel ısınmayı hâlâ ciddiye almayan dünya liderlerine ve onların lobiliciğini yapan büyük enerji şirketlerinin sahiplerinin sesine de kulak veriliyor bu belgeselde. “Bugün 16 Şubat, hava 21 derece olmalıydı ama 9 derece. Dünyamız soğuyor yani bizim küresel ısınmaya ihtiyacımız var.” diyen Trump’ın düşüncelerini pek tabii dışarıda tutan belgeselde Barack Obama, Bill Clinton, Papa Francis, üst düzey NASA araştırmacıları gibi pek çok kişi ve topluluk liderinin fikirlerine yer veriliyor. Amerikan Çevre Bakanlığı senatörlerinin neredeyse tamamının fosil yakıt şirketlerinde hisse sahibi olduğuna, bu sebeple de fosil yakıt karşıtı önerilerin senatodan geç(e)mediğine dikkat çeken belgeselden aklımızda kalması gereken diğer gerçekler ise söyle:

  • İklim değişikliği ile mücadele etmemiz için ilk olarak şu anki tüm ekonomilerin fosil yakıtlara bel bağladığını kabul etmeli ve unutmamalıyız ki: temiz fosil yakıt diye bir şey yok.

  • 2040 senesine geldiğimizde Kuzey Kutbu’nun üstünden gemiyle geçilebilecek, yazları ise Kuzey Buz Denizi’nde buz olmayacak.

  • Balık ekosistemine de zarar verdik ve şu an 1 milyar insan, protein kaynağı olarak sadece mercan kayalıklarında bulunan su ürünlerine güveniyor.

  • Dünyada kalan son 3 büyük tropik yağmur ormanından biri olan Güneydoğu Asya yağmur ormanları, dünyanın en ucuz ve bir o kadar da zararlı bitkisel yağı olan palm yağı çiftlikleri kurmak için kasıtlı olarak çıkarılan yangınlarla katlediliyor.

  • Tropikal ormanlarının yok olmasının diğer sebebi ise kırmızı et yetiştiriciliği. ABD’de toprağın %47’si yiyecek üretimi için kullanılırken, bunun %70’İi büyükbaş hayvanlar için yem üretiliyor.

  • Bir hamburger üretimi esnasında ortaya çıkan metan gazı ile 200 saat boyunca yanan bir ampulün, 24 saat boyunca çalışan bir klimanın saldığı metan gazı aynı seviyededir.

  • İşletmelerin karbon emisyonunu azaltmaları için tek çare karbon vergisidir. Bu atmosfere karbon salan her türlü eylemi vergilendirmek anlamına gelir. Yapılan hesaplamalara göre ise 2060 yılına kadar iklim değişikliği 44 trilyon dolara mal olacak.

Eğer siz de geleceğimizi bekleyen en büyük tehlike: iklim krizi hakkında detaylıca bilgilenmek, mücadele edilemeyişin arkasında yatan gerçek sebepleri görmek isterseniz 1 saat 36 dakikalık Tufandan Önce’yi izlemenizi öneririz.


“Unutmayın, okyanuslar ne cumhuriyetçidir ne demokrat; onlar sadece yükselmesini bilir!”

11 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

COP27